ORMAN ŞERHLERİ NEDİR?

ORMAN ŞERHLERİ NEDİR? HUKUKİ NİTELİĞİ VE UYGULAMADAKİ SONUÇLARI

Türkiye'de orman varlıklarının korunması, Anayasa ve ilgili özel kanunlarla güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda orman sayılan alanların sınırlarının belirlenmesi ve bu alanların hukuki statüsünün tapu siciline yansıtılması amacıyla "orman şerhleri" önemli bir araç olarak karşımıza çıkar. Peki, orman şerhi nedir? Hangi durumlarda tapuya şerh verilir ve bu şerhin taşınmaz malikine etkisi nedir?

1. Orman Şerhinin Tanımı

Orman şerhi, bir taşınmazın orman sayılan alan içinde kaldığına ya da orman kadastrosu çalışmaları kapsamında değerlendirme altında olduğuna işaret eden ve Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından taşınmazın tapu kaydına konulan bir belirtmedir. Bu şerh, mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan bir tasarruf kısıtlaması yaratmamakla birlikte, taşınmazın hukuki durumunun netleşmemiş olduğunu gösterir.

2. Hukuki Dayanak

Orman şerhlerinin hukuki dayanağı başta Anayasa'nın 169. maddesi olmak üzere, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'dur. Özellikle 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi gereğince, orman kadastrosu işlemleri sırasında orman niteliğinde olduğu iddia edilen taşınmazlara şerh verilebilmektedir.

3. Şerhin Hukuki Niteliği

Orman şerhi, bir "bilgi şerhi" niteliğindedir. Malik yönünden herhangi bir doğrudan mülkiyet kaybı yaratmamakla birlikte, üçüncü kişilere karşı bir uyarı işlevi görür. Şerhli taşınmazlar üzerindeki tasarruf işlemleri sınırlı değildir; ancak orman olarak tescil edilme ihtimali olduğundan, alıcılar bakımından ciddi risk taşır. Bazı durumlarda ise taşınmazın alınıp satılmasını dahi engelleyen türde şerhlerin konulduğu görülmektedir.

Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, orman şerhi bulunan bir taşınmazın ileride Hazine adına tescili mümkündür. Bu nedenle taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiası bulunan kişilerin, şerhin varlığını dikkate alarak dava açma ve hukuki statüyü netleştirme haklarını kullanmaları önemlidir.

4. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Orman şerhleri uygulamada şu sorunlara yol açabilmektedir:

  • Tapu işlemlerinde gecikme: Bankalar ya da alıcılar tarafından riskli görülmesi nedeniyle satış ve ipotek işlemleri aksayabilmektedir.
  • İmar uygulamalarına engel: Şerh nedeniyle taşınmazın imara konu edilmesi veya yapı ruhsatı alınması mümkün olmayabilir.
  • Mülkiyetin kaybı riski: Yapılan inceleme ve yargı süreçleri neticesinde taşınmazın orman alanı olarak tescil edilmesi halinde malik tüm mülkiyet hakkını kaybedebilir.
  • Orman olmayan kısmında şerh varmış gibi işlem görmesi: Taşınmazın bir kısmının orman olan alanda kalması halinde taşınmazın tamamına konulan şerh orman olmayan kısmında alınıp satılmasını, ipotek verilmesini engellemektedir. Bu nedenle orman olarak ayrılan kısmın mahkeme yoluyla ifrazı gerekmektedir.

5. Ne Yapılmalı?

Taşınmaz üzerinde orman şerhi bulunduğu takdirde, maliklerin öncelikle ilgili Orman İşletme Şefliği veya Kadastro Müdürlüğü'nden detaylı bilgi alması ve varsa açılmış idari veya adli süreçleri takip etmesi gerekir. Taşınmazın orman vasfı kesinleştikten sonra tazminat davası açılarak ilgili kısma tekabül eden bedel tazminat olarak alınabilir. Kısmen Orman alan taşınmazlarda da yapılacak ifraz işlemiyle birlikte taşınmazın orman olmayan kısmında malikin mülkiyet hakkı aynen devam edecektir.

6. Hissedarların Dava Açma Yetkisi

Orman şerhi bulunan taşınmazlarda, hissedarların tek başlarına dava açıp açamayacağı konusu, mülkiyetin niteliğine göre değişmektedir:

  • Paylı (müşterek) mülkiyet hâlinde, her paydaş, kendi payı oranında mülkiyet hakkına sahiptir. Bu nedenle, orman şerhinin kaldırılması ya da tapu iptali-tescil davası gibi davalarda paydaşlar, kendi payları bakımından tek başına dava açabilirler. Ancak mahkeme kararının yalnızca dava açan paydaşın payı yönünden hüküm doğuracağı unutulmamalıdır.
  • Elbirliği (iştirak) mülkiyeti durumunda ise paydaşlar arasında belirli bir pay ayrımı bulunmadığından, taşınmaz üzerindeki tasarruf işlemleri ve dava hakları ancak tüm iştirakçilerin birlikte hareket etmesiyle kullanılabilir. Dolayısıyla, elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmazda orman şerhine ilişkin bir dava açılacaksa, tüm hissedarların birlikte dava açması veya diğer hissedarların davaya katılması gerekir.

Bu nedenle, dava açmadan önce mülkiyet türünün tapu kaydından tespit edilmesi büyük önem taşır. Aksi takdirde, aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddi söz konusu olabilir.

HEMEN ARA Destek YOL TARİFİ AL